süt gökyüzü, süt insanlar, süt beyazı, süt sarısı, süt mavisi, sütlü güneş, sütlü tatlı, sütüm.

first we take istanbul

Şimdi, heyecanlanmak nasıl bi şey?

Leonard Cohen’i görmek, canlı canlı First We Take Manhattan dinlemek mi?

Yoksa haftaya Viyana sokaklarında Mozart tınılarıyla beslendikten sonra Madonna konserine gidip kültür karmaşası yaşamak mı?

Pasaport kontrolü ve bavul hazırlama derdi mi?

Bavuluna bi diş macunu, bi diş fırçası, bi de tişört koyanlardan olamadım hiç. Bakalım bu sefer yine yaprak salamurası gibi üst üste basacak mıyım kıyafetleri, yoksa “amaaan oradan alırım” rahatlığına mı varacağım son dakikada. Son dakika rahatlamalarıma bayılıyorum gerçekten, “kesin böyle şöyle yaparım” dediğim hadiselerde paniklemiyorum. İnsanın kendini tanıyamaması veya tanıması böyle olsa gerek.

Bu c vitamini hapının tadı berbat. Az önce de Pepsi’den bi yudum alıp “ay iğrençsin” dedim bardağa. Cansızlarla konuşuyorum, ama seviyorum da. Birinin gerçekleri yüzüne haykırması lazım.

So long Marianne…. Tschüs!!