süt gökyüzü, süt insanlar, süt beyazı, süt sarısı, süt mavisi, sütlü güneş, sütlü tatlı, sütüm.
Günün bitmesi lazım artık. Sabahtan beri kıvran, kıvran dur. Pazartesi sendromu bi türlü Stockholm Sendromu olama. Şu an itibariyle 14 dakika kaldı ve ben çaresizim. Çeviri yapmaktan işaret parmaklarım acıyor. Kafam büyüdü böyle kocaman kocaman, karikatür baloncukları gibi oldu.
Böyle anlarda mesela ışınlanmanın gücüne inanmak istiyorum. Ama eve gidip kitap çevirisine devam tabii. Dün en son adamlardan birinin bağırsakları dökülüyordu trafik kazasında, gecenin üçünde bir elde çikolata ile bu tasvirleri yapmak pek güzel oluyor. Kitabın adını ver(e)memekle birlkte herkese iyi okumalar… Mide falan hak getire.
Mide dedim de Marmara Oteli’nin önünde duran sevimli ötesi köpek, cumartesi günü şampiyonluk kutlamasına çıkan insan görünümlü bi şeyler tarafından dövülerek öldürülmüş. Zaten bizim ülkede kadını döverek öldür, çocuğu döverek öldür, köpeği döverek öldür, önüne ne geçerse o pek övündüğün Osmanlı tokadını yapıştır. Olayı görenler (görüp de kılını kıpırdatmayanlara da lafım yok ama) veya bilgisi olanlar minik Ebru köpeğin katillerinin bulunması için katkıda bulunsun lütfen:
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/11772164.asp?gid=229