süt gökyüzü, süt insanlar, süt beyazı, süt sarısı, süt mavisi, sütlü güneş, sütlü tatlı, sütüm.

üç top

O gün arkadaşlarımla buluştuktan sonra gecenin 11’inde metroya binip yalnız başıma eve dönüyordum. Karşımda da bir çift oturuyordu, hafif hippi + backpacker kılıklı. Çocuğun elinde üç top vardı ve çevirip duruyordu. Kitabımdan gözlerimi kaldırıp bir an ona doğru baktığımda gülümseyerek elindeki topları çevirmeye başladı. Toplardan biri yere düşüp tıngır mıngır ayağımın ucuna gelince, topu yerden alarak adama attım. Adam da topu tekrar bana attı. Sonra ben ona attığımda bir baktım diğer top bana doğru geliyor. Ortalık tenis maçına dönmüştü. Metrodakiler benim zavallı mini mini halime ve adamın kayıtsızlığına gülüyordu.

Ben önce yarım ağız “yapamam ki ama” dedim, ardından baktım iş uzuyor bir adilik yapıp yanımdaki laptoplu amcayı işaret ederek “ona atsanız” diye mırıldandım. Yanımda oturan adam o an gerçekten benden nefret etti, evet. Ardından bu küçük oyuna elimdeki topu jonklörün kız arkadaşına doğru atarak son verdim. Çocuk, İngilizce teşekkür etti. Meğer yakarışlarım kifayetsiz kalmıştı. Alkışlar alkışlar…

Sahne, Amelie’den geri kalmazdı… Acaba o ne yapardı?

Metrodan gülümseyerek indim.