süt gökyüzü, süt insanlar, süt beyazı, süt sarısı, süt mavisi, sütlü güneş, sütlü tatlı, sütüm.
God, i can’t believe that i still have the ability to write! The best thing in the world is to make yourself surprised.
Tatilden döndüm ama Ankara, ev tatili. 10 kişilik bir evde mis gibi poğaça kokuları vardı ve cenaze haberinin bile azıcık ağlatıp geçtiği bu dört günde hayat Guitar Hero ve Var mısın Yok musun’da kutudan ne kadar çıkacak sorunsalından ibaretti. O kadar yağmurluydu ki hava, bahçeye ayak bile basılamadı. Ama olsundu. Hayatta en güzel şey aile biliyor musunuz? Kocaman olanından hem de…
Pardon ama “Mac” isimli kozmetik markasını niye “Mak” diye telaffuz ediyorsunuz kızlar? Amerikan markası o, dolayısıyla işin içine İngiliz aksanı katmanın manası yok.
Zamanında halam anlatmıştı. Bir arkadaş ortamında Real’i (Alman market zinciri) doğru şekliyle yazıldığı gibi telaffuz ederken kadınlardan biri sürekli düzeltme yapıp “Evet, riyıl çok ucuz” falan diyerek aklı sıra halamı hatalı çıkarıyormuş. Bu bi tek bizim memlekette mi var acaba?
Sevgili blog. Ofiste çok sıkıldım. Aşırı sıkıldım. Bugün cuma ve acayip sıkıldım. Oha yani ne biçim sıkıldım. Birazdan yağmur yağacak, gök gürleyecek, üstümüze tonla su boşalacak ve saat 3. Saat yedide ofisten çıktığım düşünülürse daha dört saat var. Ve bu menem yağmurun ne zaman yağacağını bilmiyorum. Eve metroyla dönmem gerektiği için ya aşağıyı su basarsa, ya ofisten çıkamazsam gibi evhamlara kapılıyorum. Bi de bugün 11 Eylül yani. Komplo teorisi günü. Eve gitsem de şu yarıda bıraktığım 9/11 komplo teorisi filmini izlesem. Adını da unuttum şimdi. Gugıllamayım da düşüneyim bari. Maksat sıkıntım geçsin.
Daha önce bahsetmiştim ama oluşumun link’ini Deryik‘in sayfasından aldım.
http://www.kotiscileri.org/?fb_page_id=6028633577&
Memleketi su basınca “
Sorumlusu insanoğludur” diyen belediye başkanlarına sahip olmanın verdiği heyecanı anlatamam. Az yağsa Allah’tan bulursunuz, çok yağsa insanoğlundan bulursunuz. Sizin hiç mi suçunuz, hiç mi önlem kabiliyetiniz yoktur? Bunca insan ölmüşken sizin Saray Muhallebisi şubelerinizin önündeki su bir mm’yi geçmiş midir Kadir Bey?
Ramazanınız mübarek olsun.
Madonna, can’t get you out of my head and i feel just like i got home, and i feel…
Dinliyorum. Belki üç senedir dinlememiştim çünkü beni alıp bi zamanların garip hikayelerine götürdüğü için elim gitmiyordu. Ama şimdi yeniden götürdü. Cahillikler Kitabı’nda diyordu ki, “denizin kokusu aslında çürümüş yosun kokusudur, ama tatil günlerini hatırlattığı için güzel geliyor olabilir.” İşte bu şarkı da öyle. Aslında çok güzel ama, çürümüş bir sene parçasının tatlı zamanlarını hatırlatıyor. Belki o yüzden daha güzel…

Döndü bu kız Viyana’lardan Münih’lerden.
Madonna izledi.
Radiohead’e dibi düştü.
Jarvis Cocker’la dans etti.
Cebinde Ting Tings rozetleri.
Herkesin makyaj yapmayı ve renkli giyinmeyi unuttuğu,
Çocukların hiç ağlamayıp sakinleştirici içmiş gibi sustuğu,
Schiele ve Klimt’in gözlerini yaşarttığı bi memleket gördü.
Bi de her gün güneşli, her gün, her gün…
Son gün bir yağmur yağdı ki duş gibi…
Gitti yol üzerindeki mağazadan eşofman altı aldı.
Üzerinde iki yağmurlukla Mando Diao izledi.
Dans etti. Çamura bastı.
Dönüşte çantasında unuttuğu kocaman göz temizleyici çöpe giderken,
Hüzünlenip bi de üstüne devasa yanlış parfüm aldı.
Parfüm Selin limon kolonyası kokuyor.
Ki ondan bakkalda da vardı.
Pasta yedi, Marie Antoinette’i anladı.
Viyana’da kim ekmek yer ki?
Hem lütfen, Münih’i kim sever ki?
Madonna gördü bi de, söylemiş miydi?
Radiohead’in ışın çubukları…

Allahım şu güzelliğe bak. Beni de alın, arka fonda çıplak ayak taş sektireyim.